Şansınız varmış, kurşun sadece sıyırıp geçmiş...
Aslında hiç de medet ummadan gittiğim tüm doktorlar ağız birliği yapmışlardı. "Bir de başka doktora soralım"ın faydası yok işte, sadece sıyırıp geçmiş görünüşte. Kime sorsan aynı şey. Kim görse "seni bir şey sıyırmış" diyecek neredeyse. Görünen yaranın anlattığı bu kadar demek ki.
İçimin ücralarından yaralandım bu kez sanırım. Hatta aynı hizanın dışında olsa kaşımak için ulaşamayacağım bir hizanın en içine, en dibine saplanmış bu sefer kesici bir alet.
Uzun süre önce ipoteğe vermiştim kendimi, şimdi geri aldım. Şimdi bu haldeyim. Arada neler oldu, unutmuşum bilmeden.
Şansım varmış, sıdkım sıyrılmış aşktan artık; geçmiş...
Kurşunun bana şans veren etkenliği kadar edilgen kalmışım ben, sıyrılmışım. Birtakım yalandan, güvensizlikten, sadakatsizlikten tam vaktinde sıyrılmışım. Kendi dünyamın kıyametinden sıyrılmışım. Hiç farkında olmadan, hatta hiçbir şey yapmadan, belki bilinçsizce karşı tarafa yaptırarak, muhtemel bir kargaşayı ustaca kotarmışım. Hiç bilmeden yapmışım. İyi yapmışım. Yere erken inmişim şarkıdaki gibi, iyi yapmışım. Bu sefer kendimi düşünmüşüm biraz, bilmeden...
Her şey bitmiş, sana dair bir şeyler yazmak istemişim. Mektup kılığında gevelemişim önce, sonra yine içimin ücrasından, fikrimin gerçeğini arz etmişim kendi kendime. Kusmuşum, bilmeden... Acı çekmeyi falan geçmişim, nefesimi tutmayı öğrenmişim acıya inat, epeydir.
Yokluğuna alışmaya çalışırken kafayı yemişim bir süredir; tam olarak neye alışmaya çalıştığımı bilmeden... Yokluğun denilen şeyin nelere gebe, neden ibaret olduğunu idrak edememişim. Kafam güzelleştikçe güzelleşmiş dilimin dönmeyi beceremediği virajları ustaca alan beynimin yazı yazan kısımları. Bitiyormuşum meğer. Son nefesimi neye saklayacağıma karar vermeye çalışıyormuşum.
Tek bir sıcaklık hissetme hakkım kalsa yine seninle değerlendireceğimi itiraf ediyorum kendime alkolün verdiği güce, cesarete inat. Zaaflarımı sürüyorum matiz ruh halinin vaatlerine karşılık. En fazla yarım saat gülebilirim durmadan sensiz, varlığının vaat ettiği süresiz tebessümünü bilerek söylüyorum bunu.
Ne yağıyorum ne gürlüyorum. Son zamanlarda hiç olmadığım kadar durgunum.
Ve biliyorum, ne zaman ki geniş zamanlı bir yazı, bir yerden sonra "sen"li hitabete dönüşür, o zaman en güçsüz anımdır benim. En zayıf dakikalarımdayım. 2'yi 2 geçiyor saat. Dilek tutuyorum. Sevdiğim insan beni düşünmüyor biliyorum, dümdüz bir dilek tutuyorum. Aklıma gelen ilk cümleyi bomboş odaya rağmen içimden fısıldıyorum:
Bir şeyler yap, hiç gitmemiş gibi ol...
dünya dışı uygarlıklar
9 yıl önce


cok dogru, cok güzel, ama ne gerek vardi ki simdi? :|
öyle "bir seyler yap"amayacak olmasi degil, yapmak istememesi en kötüsü de.
Yorum Gönder