Yaratıcının yaratıcılığının sadece kalbi attırmakla sınırlı olmadığını en tamir edilmez tecrübelerle öğrenmek ne büyük talihsizlikmiş. En akla gelmeyecek eziyetleri tek bir bedende denemesi, kendi kulunu mağlup etmeyi sürekli bir hale getirmesi tanrının, isyan için ne milimetrik bir pasmış…
Taksiciye evi en ince ayrıntılarıyla tarif ettikten sonra “eve gelince uyandır beni, gözlerim açık olsa bile” dedim. Uyumuyordum, meşguldüm. Bildiğim tüm kelimeler kafamın içinde uçuşuyordu. Aralarında birleşip bazısı sitemkar, bazısı küfürbaz, bazısı gözü yaşlı cümleler kuruyordu. Meşguldüm. Bir şeylerden vazgeçiyordum gözümü kırpmadan, arka koltuğun emniyet kemeri demirine çakmıştım gözümü, hiç hareket etmiyordum; bir şeylerden vazgeçiyordum.
Zamanlaman harikaydı bu kez. Gerçekten kusursuzdu. Tamamen içine girmeden önceki en yakın mesafedeydim. Önümü görebildiğim an çıkacaktım sol şeride, yolun sonuna kadar da seni bırakmamaya yemin edecektim. “Belki de”yi çok iyi biliyoruz ikimiz de. Belki de bu kez benim zamanım gelmişti. Belki de değişiyordum. Belki de istediğimiz gibi olabilmemiz için istediğin gibi olmayı kabulleniyordum. Yapacaktım belki de… Ama dedim işte zamanlaman enfesti, hevesimin kursağımdan kurtulmasına ramak kala yaptın atağını, yine geçemedi o dar yolu heves. En güzel derecendi bu bugüne kadarki…
Heves. “Güven”le o kadar benzer yanı vardır ki hevesin; ikisi de çok kez çatlar bir yerlerinden, ama vakti dolunca bir anda kırılır. Hevesim kalmadı artık. Anlık coşan bütün hisleri içeriye hapsetme vakti geldi. Uzaklaşma zorunluluğu bilmem kaçıncı kez hasıl oldu zihinde.
Ne kadar zaafım varsa hepsine sığınma zamanı şimdi; senin dışında…
Çok yanılmak var. Hem nitelik hem nicelik olarak. Arka arkaya, durmadan, aynı konuda yanılmak, bir konuda basit değil, büyük yanılgılara düşmek. İnanmak, inandıkça aldanmak. Aldatılmak ikiye ayrılır misal; bir başkasının varlığı veya katıksız aldanmak... Birinde ihanet ağır basar, diğerinde sevgisizlik. Karar vermek zor…
Sarhoş olmaya çalışıyorum. Yazarken, yazdıklarımın akışını bir anda değiştirebilmek, vazgeçmemek için sarhoş olmaya çalışıyorum. İstemeye istemeye ama bir o kadar da güçlü, çok büyük bir sahte güçle bir şeylerden vazgeçiyorum.
Bardağı taşıran son damla falan gibi de değil ama. Boş bardaktım, taştım bu defa. Artık elimden ne gelsin istesem gelmez. Senin için ne yapmaya çalışsam beceremem, biliyorum.
Bir an bile düşünmeden vazgeçmeyi, bundan önce bunu hiç düşünmeden, bu kez bir anda karar vererek, artık vazgeçmek zorunda kalarak düşünüyorum da; vazgeçiyorum...
Severek vazgeçmek saçmalığından nefret ede ede, seni sevmekten nefret ede ede, seni seviyorum. Bi’ şeylerden vazgeçiyorum. Senden vazgeçiyorum.


Yorum Gönder